|
YANKI |
|
Seçimde komplo hamlesi... |
|
İskender ODABAŞOĞLU |
Geçen hafta bir gazetenin Amerika'daki muhabirinin haberindeki senaryoyu ele aldık. Yani, Anayasa Mahkemesi'nin emekliye ayrılan başkanı Tülay Tuğcu'nun henüz görevindeyken, bir suikast sonucu öldürülüyor. Aynı zamanda, İstanbul Beyoğlu'nda PKK'nın üstlendiği bir eylemde, 50 kişi hayatını kaybediyor. Türkiye’de 50 bin askerlik bir kuvvet ile Kuzey Irak sınırını geçiyor. Habercinin iddiasına göre, Türk askeri yetkilileriyle Türk uzmanların da hazır bulunduğu toplantıda, “Amerika'nın PKK'nın Kuzey Irak'taki liderlerini yakalayıp teslim etmesi konusu” da ele alınmıştı. Neresinden bakarsanız bakın, haberin her tarafı iğneli fıçı. Öncelikle TBMM başkanı ile bir milletvekili ortaya atladı, Genelkurmay'a saldırdı. Ardından Abdullah Gül de Genelkurmay'ı eleştirdi. Derken, Genelkurmay 20 Haziran'da açıklama yaptı.
SAREM kısa adıyla bilinen Genelkurmay Stratejik Araştırmalar ve Etüd Merkezi'nin hiçbir şekilde bu toplantı için bir davet almadığını açıkladı. Genelkurmay, haberi veren kişinin TV kanallarında yanlış yorumlarda bulunmasını maksatlı bir girişim olarak gördüğünü belirtti ve kendisinden gerekli açıklama yapmasını istedi.
> Gündem Belirlemek Sanatı...
Haber, Anayasa Mahkemesi eski Başkanı’ndan, askere, siyasetçilerden, sivil toplum örgütlerine de herkesi ilgilendiren biçimde ele alınmış. Bu haberi, toplumda saygın kişi ve kuruluşların topluma ters gelen davranışları yapmış gibi gösterirseniz, ortaya kaos çıkar. Genelkurmay birkaç gün bekleyip olayı çözdü, haberi yapanlar ise üstlerine alınmadan devam ettiler. Kısaca yineleyeyim; bir Nato toplantısında yeni Ortadoğu haritası gündeme getirildi. Bizim askeri temsilcilerimiz toplantıyı terk etti. Bu haritayı emekli Albay Ralphs Peters, 2006 yılının Haziran ayında Amerikan Silahlı Kuvvetler dergisindeki makalesinin ekinde yayınlamıştı ve bu haritada Türkiye Cumhuriyeti'nden toprak kopartılıyordu. Bu olayı hatırlayanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “senaryo” ortamında bile vatan toprağından bir taş bile koparttırmayacağını bilirler. Bu konu, birkaç gün sonra gündemden çıkacak. Olayları dikkatlice izleyenler belki unutmayacak ama bu olay iki hafta geçmeden geniş kitlelerin hafızasından silinecek. Bilinçaltları için ise bir yorum yapamıyorum.
> Siyasette Bilinçli Adımlar...
Dünyada bir propaganda savaşı sürüyor. Düşünce kuruluşları da bunun dışında kalamaz. O zaman, görüşmeleri, tartışmaları dikkatlice yapmak gerekiyor. Seçim ortamında ortalık bazen toz duman olduğunda, düzmece haber ve yorumla Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmaya, arkadan vurmaya çalışanlar; sadece askerimizi değil, polisimizi, jandarmamızı, kısaca devletimizi battal hale getirmeye çalışanlar olacaktır. Kurtuluş Savaşı’nda, Amerikan mandacılığını isteyenler vardı, bugün de var. O zamanın koşullarında, belki çaresizlik içinde bunu isteyenler vardı; ancak, bugün oradan aldıkları paralarla, fonlarla bu işi resmen yapanlar, görev edinenler var.
Önemli olan, ülkenin genel çizgisinin ileriye doğru olması; demokrasi ve kalkınma yolunda adım atılması. Partiler, mazotu 1 YTL'ye de vereceğini söyler, 50 kuruşa da. Üniversiteye giriş serbest de olur, herkese maaş da bağlanır, hastanelerin kapıları sökülür, karakol duvarı camdan olur, teröristler islah edilir, domates, patlıcan yetiştirir. Seçim bitince, mazot aynı mazot, terörist aynı terörist, hastane aynı hastane olur. Vatandaş da bunu biliyor; seçimde partilerin yalan söylemesine alışkın zaten.
İzmirli milletvekili adaylarının İzmirli olmadığından şikayetçi. Geçen gün Mardinliler de adayların Mardin'i tanımadığından şikayet ettiler. Partiler yalan da söyleyecekler, komplolar da olacak. Kanımca, vatandaşın önemli bir bölümü kime oy vereceğini biliyor. Kafamdaki soru; vatandaşın neden ve nasıl yıllardır oyunu kime vereceğini açıklamayıp, eylemini sandığa saklamasıdır. Bunu iyice araştırmak gerek. Sizce de öyle değil mi?
Köşe yazıları listesi..
|
|